Kötü casus iyi yazar

John Le Carré ile Türkiye’nin tanışması ‘Köstebek’ dizisiyle olmuştu. 1979 tarihli BBC yapımı dizi, bizleri casusların gizemli dünyasına götürüyordu. Yaşlı ve usta casus George Smiley’in İngiliz Gizli İstihbarat Teşkilatı’ndaki (MI6) bir Sovyet köstebeği ortaya çıkarmak için yaptığı mücadeleyi anlatıyordu dizi. İyi casusiye okurları George Smiley’i ve John Le Carré’yi üçüncü romanı ‘Soğuktan Gelen Casus’tan anımsıyorlardı; ‘Köstebek’le iyice tanınır oldu.

John Le Carré’ye ününü kazandıran 1963 tarihli ‘Soğuktan Gelen Casus’ta bir İngiliz ajanın, güçlü bir Doğu Alman istihbarat subayı hakkında dezenformasyon yaymak için sahte bir sığınmacı olarak Doğu Almanya’ya gönderilmesini ve sonrasında yaşananları anlatılıyordu. John Le Carré ağır da bir eleştiri getiriyor, Batı’nın casusluk yöntemlerini Batı demokrasisi ve değerleriyle ahlaki açıdan tutarsız olduğunu vurguluyordu.

Gerçek adı David John Moore Cornwell olan John Le Carré, İngiliz istihbarat örgütü ve ajanlarını romanlarına oldukça gerçekçi bir dille yansıtmıştı, çünkü kendisi de bir casustu. İngiliz istihbaratında, MI5 ve MI6’te yıllarca görev yaptıktan sonra John Le Carré adıyla romanlar yazmaya başlamıştı ve ilk romanlarını yazarken hâlâ örgütte görev yapıyordu.

‘Soğuktan Gelen Casus’, dünya çapında büyük beğeni topladı ve uluslararası en çok satanlar listesine girdi. Time dergisinin ‘Tüm Zamanların 100 Romanı’ listesine girdi, 2005’te İngiliz Polisiye Yazarları Derneği tarafından son 50 yılın en iyi polisiyesi seçildi, sinema uyarlaması da ödüller aldı. John Le Carré, bu başarıdan sonra MI6’teki görevinden ayrıldı ve kendini tamamen yazarlık işine verdi. ‘Küçük Trampetçi Kız’, ‘Gece Müdürü’, ‘Panama Terzisi’, ‘Smiley’nin İnsanları’ gibi romanlarıyla ününü perçinledi.

Le Carré’nin kitaplarının çoğu Soğuk Savaş sırasında yaşanan casusluk hikâyeleridir. Le Carré’in farkı, sadece casusluk olayını anlatması değil onun arka planını, casusluğu yapanların ruh hallerini ve örgüt için ilişkilerini de anlatmasıdır.

GEORGE SMILEY AKILLA ÇÖZER

Kahramanı George Smiley aşırı kilolu, gözlüklü ve tam bir bürokrat görünümüyle bilinen casus imajının tam tersidir. Bir James Bond olmadığı kesindir. Onun maceralarında kavgaya, dövüşe, müthiş silahlara yer yoktur. Olayları bilgi toplayarak ve aklını kullanarak çözer. Mücadelesi de esas olarak psikolojiktir.

Karşılıklı casusluk faaliyetleri kadar örgüt içi çekişmeler ve gerilim de yer alır romanlarda. Meslektaşlarının ayağını kaydırmak isteyenler, geçmişten kalan hesaplaşmaları tamamlamak isteyenler de devreye girer. Operasyonu yürütenlere örgüt içinde çelmeler takılmaya çalışılır, operasyonun başarısız olması için önüne taşlar konur. ‘Köstebek’ gibi birçok macerada örgüt içinde yaşananlar, örgüte sızan karşı casuslar belirleyici roller oynar ve Smiley’nin zekası ve gözlem yeteneğiyle yakalanır.

Tabii esas ilgi alanı da karşı casuslar ve çift taraflı çalışanlardır. Bunlar operasyon hakkında elde ettikleri bilgileri karşı tarafa sızdırırlar. O nedenle de örgüt içinde de operasyonel bilgiler sır olarak tutulmalıdır.

BENZERLERİNDEN FARKI EDEBİ ÜSLUBU

John Le Carré romanlarını sadece olay üzerine kurmaz, hatta bazen olay tamamen geride kalır. Carré’in esas yoğunlaştığı kahramanlarının ruh halleridir. Onları ince ince işler. Casusluk yaşamlarındaki başarılarına ve başarısızlıklarına etkilerini anlatır.

Söyleşilerinde ‘kötü bir casus’ olduğunu dile getiren John Le Carré’nin bence en önemli ve diğer casusiye yazarlarından onu iyice ayırt etmemize neden olan özelliği üslubudur. Le Carré’nin dili ve anlatımı casusiyelerde rastlanmayacak ölçüde edebidir. İmgesel diyebileceğimiz bir anlatımı vardır. Cümlelerini okuduğunuzda anlatımına hayran olursunuz. John Le Carré’nin eserleri sadece soluk soluğa okunmalarıyla değil, anlatımları ve kullandığı dille de değerlidir ve bu nitelikleriyle kalıcı olmuştur.

Kötü casus iyi yazar

TÜRKÇEDE JOHN LE CARRÊ

Soğuktan Gelen Casus (Kırmızı Kedi)
Panama Terzisi (Alfa)
Köstebek
(Kırmızı Kedi)
Casuslar Mücadelesi (Kırmızı Kedi)
Güvercin Tüneli (Alfa)
Bizim Oyun (Alfa)
Son Casus (Alfa)
Gizemli Melodi (Alfa)
Hain (Alfa)
İnsan Avı (Alfa)
Sıkı Dostlar (Alfa)
Nazik Bir Durum (Kırmızı Kedi)
Gece Müdürü (Alfa)
Bahçıvan (Alfa)
Single ve Oğlu
Rus Evi (Alfa)
Ölüme Çağrı (Kırmızı Kedi)
Cinayetin Parıltısı (Kırmızı Kedi)
Küçük Trampetçi Kız (Kırmızı Kedi)
Casusun Mirası (Kırmızı Kedi)
Smiley’in Dönüşü (Bilgi Yayınları)
Aranan Adam (Altın Kitaplar)
Yolun Sonu (Altın Kitaplar)

AJANLIKTAN 1964’TE AYRILDI

– Le Carré, İngiltere’nin dış istihbarat servisi MI6’teki görevinin 1964 yılında sona erdiğini açıklamış ve “Zaten ben de kötü bir casustum” ifadelerini kullanmıştı.

– Finansal krizler ve dolandırıcılık hikâyeleriyle dolu bir hayat süren babası Ronnie’yle olan sorunlu ilişkisi, 1999’da yayımlanan romanı ‘Single ve Oğlu’na yansımıştı.

– Eton College’da öğretmenlikten yaptıktan sonra istihbarat subayı olarak çalışmaya geçti. Demir Perde ülkelerinden casuslar devşiriyor ve onlarla ilgileniyordu.

– 1940’lı yıllarda İsviçre’de Almanca eğitimi alırken, gizli servisler için çalışmaya başladı.

– İngiliz İstihbarat Teşkilatı MI5’tan meslektaşı John Bingham’dan aldığı ilhamla John Le Carré takma ismiyle macera hikâyeleri yayınlamaya başladı.

 

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir